Neden "Hayır" Diyemiyorum? Başkalarını Mutlu Etmeye Çalışırken Kendinizi Kaybetmeyin
Merhaba,
Bugün sizinle, belki de gün içinde defalarca yaşadığınız ama üzerinde pek durmadığınız bir senaryoyu konuşmak istiyorum.
Telefonunuz çalıyor. Arayan yakın bir arkadaşınız veya bir akrabanız. Sesten anlıyorsunuz ki yine bir ricası var. Aslında o gün çok yorgunsunuz, kendi işleriniz başınızdan aşkın ya da sadece evde uzanıp dinlenmek istiyorsunuz. İç sesiniz “Lütfen hayır de, kabul etme” diye bağırıyor.
Ama ağzınızdan o tanıdık kelimeler dökülüveriyor: “Tabii ki, hallederim. Sorun değil.”
Telefonu kapattıktan sonra gelen o pişmanlık hissini, kendinize duyduğunuz o gizli öfkeyi biliyorum. Çünkü terapi odasında en sık duyduğum cümlelerden biri şudur: "Büşra Hanım, insanları kırmaktan o kadar korkuyorum ki, kendimi paramparça ediyorum."
Peki, neden "Hayır" demek bu kadar zor? Ve bu yükten nasıl kurtulabilirsiniz?
"Hayır" Demek Neden Bu Kadar Korkutucu?
Aslında "hayır" diyememek, sadece kibar olmakla ilgili değildir. Bu durumun kökleri genellikle daha derinlere, çocuklukta öğrendiğimiz sevilme koşullarına dayanır. Çoğumuz; “Uyumlu olursan sevilirsin”, “Sorun çıkarmazsan değerli olursun” mesajlarıyla büyüdük.
Büyüdüğümüzde ise bilinçaltımızda şu korkular yerleşti:
-
Eğer hayır dersem beni sevmezler.
-
Bencil olduğumu düşünürler.
-
Onu reddedersem yalnız kalırım.
-
Çatışma çıkar ve ben bununla baş edemem.
Bu korkular yüzünden, başkalarının ihtiyaçlarını sürekli kendi ihtiyaçlarımızın önüne koymaya başlarız. Psikolojide buna "People Pleasing" (Herkesi Memnun Etme Çabası) diyoruz.
Bedelini Kim Ödüyor?
Başkalarına sürekli "Evet" dediğinizde, aslında kime "Hayır" demiş oluyorsunuz? Kendinize.
Sınır koyamamak zamanla;
-
Tükenmişlik hissine,
-
Öfke patlamalarına (genellikle hak etmeyen kişilere karşı),
-
Pasif-agresif davranışlara,
-
Ve en önemlisi özsaygının zedelenmesine yol açar.
Kendi bardağınız boşken, başkasına su ikram edemezsiniz. Kendinizi feda ederek kurduğunuz ilişkiler, maalesef sağlıklı ve sürdürülebilir değildir.
Nasıl Sınır Koymaya Başlayabilirsiniz?
Sınır koymak, insanları hayatınızdan çıkarmak veya kaba olmak demek değildir. Sınır koymak; "Benim de ihtiyaçlarım var ve bunlar değerli" demektir. İşte başlamanız için birkaç küçük adım:
1. Zaman Kazanın
Birisi sizden bir şey istediğinde, otomatik olarak cevap verme refleksinizi durdurun. "Buna bir bakmam lazım, sana birazdan dönüş yapsam olur mu?" cümlesi hayat kurtarıcıdır. Bu süre, gerçekten isteyip istemediğinizi düşünmeniz için size alan açar.
2. Kısa ve Net Olun
Reddederken uzun uzun bahaneler uydurmak zorunda değilsiniz. Açıklama yaptıkça karşı tarafı ikna etme çabasına girersiniz. "Maalesef bu hafta programım çok yoğun, sana yardımcı olamayacağım" demek yeterlidir.
3. Özür Dilemeyi Bırakın
Kendi sınırlarınızı koruduğunuz için suçlu değilsiniz. Cümlenize sürekli "Çok özür dilerim ama..." diye başlamak yerine, "Anlayışın için teşekkür ederim" diyerek bitirmeyi deneyin.
4. Küçük Adımlarla Başlayın
Sınır koymak bir kas gibidir, çalıştıkça güçlenir. Önce garsona siparişin yanlış geldiğini söylemek gibi küçük risklerle başlayın. Başardıkça daha büyük "hayır"lar için cesaret bulacaksınız.
Kendinizi Seçme Yolculuğu
Biliyorum, yılların alışkanlığını değiştirmek kolay değil. İlk kez "hayır" dediğinizde kalbiniz küt küt atacak, belki suçluluk hissedeceksiniz. Bu çok normal.
Ama inanın bana; siz sınırlarınızı çizdikçe, hayatınızdaki insanlar size daha çok saygı duymaya başlayacak. Ve en önemlisi, siz kendinizi daha çok seveceksiniz.
Eğer "Nereden başlayacağımı bilmiyorum" veya "Suçluluk duygusuyla baş edemiyorum" diyorsanız, bu yolculuğu birlikte yürüyebiliriz. Bireysel terapi seanslarımızda, kendi sesinizi bulmanız ve sınırlarınızı güvenle inşa etmeniz için yanınızdayım.
Unutmayın; "Hayır" tam bir cümledir.
Sevgiyle, Psikolog Büşra Yalçın